Filler Suda Yaşıyormuş


Filin atası 37 milyon yıl önce suda yaşıyormuş.

Bilim adamları, modern filin atasının 37 milyon yıl önce suda yaşadığını ve hippopotama benzer bir yaşam şekli olduğunu tespit etti.

İngiltere’nin Oxford ve ABD’nin Brook üniversitelerinden araştırmacılar, filin 37 milyon yıl önceki atasının, bugün tapir adı verilen ve at ile gergedan arasında bir hayvana benzeyen toynaklı bir memeliye benzediğini belirtti.

Fosilin dişindeki kalıntı parçalarının kimyasal analizini yapan araştırmacılar, böylece hayvanın akarsu veya bataklıklardaki otlarla beslendiğini ortaya çıkardı. Proceedings of the National Academy of Sciences dergisinde yayımlanan araştırmanın, modern fillerin yaşam tarzı ve hareketlerine ışık tutabileceği belirtiliyor.

Bilim adamları, fosil üzerindeki araştırmalarına göre, filin 37 milyon yıl önceki atasının Mısır’ın kuzeyinde ve Eosen döneminde yaşadığını kaydetti.

Günümüzde yaşayan hayvanların evrim geçirerek ve bazılarının tamamen ortadan kaybolarak oluştuğunu biliyoruz. Evrim geçiren hayvanlar şimdi ki göründüğünden biraz farklı olabilir. Örneğini bu filden verebiliriz.

Çamaşırları Yıkama Devri Kapanıyor

Avustralyalı ve Hong Konglu bir grup araştırmacı kendi kendini temizleyen kumaş geliştirdi. Bunun için biraz güneşe çıkmak yeterli olacak. Bilim ve Teknik Dergisi’nin Nisan sayısında yer alan araştırmada güneşte kendi kendini temizleyebilen kumaş üzerindeki çalışmalara yer verildi. Araştırmaya göre kumaşlara kendi kendilerini temizleme becerisi, dokundukları iplikleri titanyum dioksit nanokristalleriyle kaplayarak kazandırılıyor. Bu molekül, ışığa tutulduğunda kir ve lekeleri bozduran bir fotokatalist özelliği taşıyor.

Avustralya’daki Monash Üniveristesi’nden kimyacı Walid Daoud ile Hong Kong Politeknik Üniveristesi’nden meslektaşları, kumaş ipliklerinin, titanyum dioksit, nanokristallerinin üzerine yapışmalarını sağlayacak bir yöntem geliştirdiler. En iyi sonuçları güneş enerjisinin vermesine karşılık, kendi kendini temizleme yetkisi, her türlü ışık kaynağında, hatta giysiler sahiplerinin üzerindeyken dahi kendini gösteriyor. Kumaşın ipliklerine yapışan titanyum dioksit nanokristalleri ayrıca, kokuya yol açan bakterilerin üremesini de baskılıyor.

Daoud, geliştirdikleri kumaşın ilk uygulamalarının askerlerde görüleceğini düşünüyor, ancak araştırmacıya göre asıl hedef, çamaşır yıkama ve kuru temizlemede kullanılan su, deterjan ve enerjinin azaltılması. Daoud’a göre işlem, yaş ve kuru temizleme süreçlerinde kullanılan su, deterjan ve enerjiyi azaltmaya yönelik olacak.

MİLLİYET

Beklediğim ve hayal ettiğim teknolojik gelişmeler yavaş yavaş gerçekleşiyor. Artık yakın gelecekte çamaşır yıkama falan yok deterjan, su sıkıntısı olmayacak ne kadar güze bir gelişme değil mi? Nanoteknoloji insanlığa faydalı bir teknolojidir. İnsanın, birçok zaman harcayan sıkıntısını bu nanoteknolojik ürünler çözecek inşallah.

13 Yaşındaki Dahi 2

Size daha önce bahsetmiştim 13 yaşındaki dahiden şimdi yine aynı konuda bir başka başarısı "NASA'ya ders verdi."

13 yaşındaki bir Alman genci, NASA'nın dünyaya bir asteroidin çarpması ihtimaline ilişkin hesabını düzeltti.

13 yaşındaki bir Alman genci, ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi'nin (NASA), dünyaya bir asteroidin çarpması ihtimaline ilişkin hesabını düzeltti, NASA da hatasını kabul etti.

Yerel bir Alman gazetesinin haberine göre, lise öğrencisi Nico Marquardt, Potsdam kentindeki astrofizik enstitüsünün teleskop gözlemlerinden yararlanarak, "Aphosis" adı verilen göktaşının dünyaya çarpma ihtimalinin 450'de 1 olduğunu hesapladı. Bu çarpışmaya 450 binde 1 ihtimal vermiş olan NASA yetkilileri de, genç dahinin haklı olduğunu Avrupa Uzay Ajansı aracılığıyla bildirdi.

NASA da, Nico da, çarpışma halinde 320 metre çapında ve 200 milyar ton ağırlığında bir iridyum-demir topunun Atlas Okyanusu'na düşeceğini düşünüyor. Senaryo gerçekleşirse, çarpmanın etkisiyle meydana gelecek dev dalgalar kıyıları silip süpürecek, ayrıca atmosfere dağılan büyük miktardaki toz zerrecikleri de güneş ışınlarının bir kısmının yeryüzüne ulaşmasını bir süre engelleyecek.

Nico'nun, NASA'nın hesap hatasını, bir yarışma kapsamında yaptığı ''Ölümcül Aphosis Asteroidi'' adlı çalışması sırasında bulduğu belirtildi.

''Aphosis'', yörüngesinde değişiklik olmazsa 13 Nisan 2029'da dünyanın yakınlarından geçecek. Yörüngede herhangi bir sebeple meydana gelebilecek sapma, çarpışmayı kaçınılmaz hale getirebilecek.

MİLLİYET

Kader Gerçekten de Var Mı?

Yapmayı düşündüğümüz şeyleri beynimiz zaten daha önceden biliyor mu?
Kader kavramı bilimin açıklayabileceği bir olgu mu?

Dünyanın en saygın araştırma labaratuaralarından İsveç'teki Max Planck Enstitüsünde yapılan bir araştırma dünyada büyük yankı buldu. Araştırmada bir insanın verdiği kararların beyin tarafından işin yapılmasından önce veya kararın gerçekten verilmesinden sonra 7 saniye önce zaten bilindiği ortaya çıktı.

Bilimadamaları deneklerin beyinlerini MRI tekniği ile taramaya başladılar. Sonra da bu deneklerden bir düğmeye basmaları istendi. Ancak düğmeye hangi elleriyle basacakları bilinmiyordu. Sonrada karar aşamasında beyin fonksiyonları incelendi.

Deneklerin karar vermeden daha 7 saniye önce beynin düğmeye sağ elle mi, sol elle mi basacaklarına karar verdiği ortaya çıktı. Bu da "özgür irade" tartışmasını birkez daha gündeme getirerek alevlendirdi.

Araştırmayı yürüten Prof. John Dylan Haynes, bu deneyin sadece sağ mı, sol mu gibi basit kararlar verirken gerçekleştiğini daha büyük kararlar içinellerinde henüz bir veri olmadığını açıkladı.

Kaderi insan belirler bir yol seçer ve onun sonucunda olanlara katlanır. İşte o sonuca biz kader diyoruz.

Dev TV Dev Fiyat

İstinye Park'taki Panasonic mağazasındaki dev ekranlı televizyonu görenler şaşırıyor. Çünkü bu televizyonun fiyatı tam 169 bin YTL. Daire fiyatına satılan bu televizyonlar 1 ay önce satışa çıkmış. Bugüne kadar da 20 tane satılmış. Alanlar arasında İbrahim Kutluay - Demet Şener çifti ile Fb Başkanı Aziz Yıldırım ve şarkıcı Bülent Ersoy da varmış.

Bir Gezegen Daha Bulundu

Dünyaya 30 ışık yılı uzaklıkta, Güneş Sistemi'nin dışındaki en küçük gezegenin keşfedildiği bildirildi.

İspanyol gök bilimciler tarafından keşfedilen, kayalıklarla dolu gezegenin yarıçapının, Dünya'nınkinden yüzde 50 daha büyük olduğu ve Aslan takımyıldızından 30 ışık yılı uzaklıkta, küçük kırmızı bir yıldızın çevresinde döndüğü belirtildi.

İspanya Bilimsel Araştırmalar Yüksek Konseyi, GJ 436c olarak anılan gezegenin, 100 yılı aşkın bir süre önce Neptün'ün keşfinde kullanılan bir teknik olan, GJ 436c yıldızı etrafında dönen daha büyük bir gezegenin yörüngesindeki çarpıklıkların incelenmesi sırasında keşfedildiğini açıkladı.

İspanyol gök bilimci Ignasi Ribas, GJ 436c'nin, Dünya'nın 5 katı büyüklüğünde bir kütleye sahip olduğu, bunun GJ 436c'yi, şimdiye kadar güneş sistemi dışında bulunan 300 civarındaki gezegenin en küçüğü kıldığını söyledi.

Gezegenin, etrafında döndüğü yıldızla arasındaki mesafe nedeniyle yaşam için elverişli olmadığı, kendi ekseninde 4.2, yıldızı çevresinde de 5.2 dünya gününde döndüğü kaydedildi.

İngiliz gökbilimcilerin üç gün önce Güneş Sistemi'nin benzeri olan ve uzak bir yıldızın etrafında dönen gezegen sistemi keşfettiği açıklanmıştı.
CNNTürk

Böyle sürekli gezegenler bulunuyor hadi Türk gençleri yeni gezegen keşfedelim ve adını türkiye koyulması için başvuruda bulunalım.

10 Bin Kat Hızlı İnternet Geliyor

Avrupalı bilim adamları, günümüzde kullanılan bağlantıdan 10 bin kat daha hızlı yeni bir sistem geliştirdi. İsviçreli uzmanlar, film ve müzik dosyalarının saniyeler içerisinde indirilmesini sağlayacak olan yeni sistem bu yaz devreye sokulacak.

Projenin önde gelen isimlerinden Glasgow Üniversitesi Fizik Profesörü David Britton, sistemin bu yaz Dünyanın en büyük parçacık fiziği araştırma merkezi olan Avrupa Nükleer Araştırma Organizasyonu'nun (CERN) Büyük Hadron Çarpıştırıcısı (LHC) adlı parçacık hızlandırıcısını çalıştırmasıyla devreye gireceğini söyledi.

İlk başta LHC’de gerçekleştirilecek 'Big Bang' deneyinden elde edilecek verileri işlemesi amacıyla kurulan sistemin, yakın gelecekte internetin yerini alabileceği belirtiliyor.

Kilometrelerce uzunluğunda fiberoptik kablolar ve yeni şebeke merkezlerinden oluşan sistem için şu ana kadar 55 bin merkez kurulduğu, bu sayının da 2 yıla kadar 200 bine çıkarılmasının planlandığı kaydedildi.

Şimdiye kadar inşa edilen en büyük ve en yüksek enerjili parçacık hızlandırıcısı olan LHC’deki çarpışma sonucunda ortaya çıkacak parçacıkların evrenin işleyişindeki rolleri incelenecek.

Görüyoruz ki zamanla bilim ve teknoloji çok hızla gelişiyor. Bundan yaklaşık 20 yıl önce bugün bize internet ve cep telefonlarının verdiği kolaylıklara ulaşabileceğimizi düşünemezdik. Şimdi ise artık elimizde olan internet ve cep telefonları evrim geçiriyor ve kolaylıkları artıyor.

Yine konuya CERN'in girmesi beni hetecanlandırıyor. Bu ismi bu aralar çok okuyorum ve haziranı sabırsızlıkla bekliyorum.

DNA'yı çözerken Allah'ın Varlığını Anladı

Daha önce yazmıştım matematikle Allah'ın varlığını kanıtlayan bir matematikçi vardı. Şimdi de DNA'da da kanıtlandı.

DNA şifresini çözen bilim adamı 30 yıldır ateistti. Artık Allah'a inanıyor. Onu imana getirense bakın ne oldu?

Dünyanın en büyük genetik uzmanlarından biri olarak gösterilen ve sekiz yıl önce çalışma arkadaşı Craig Venter’le birlikte insan DNA’sının şifresini çözerek büyük şöhret yakalayan Dr. Francis Collins, “imana geldi.”

Venter, bilim dünyasında büyük ses getiren buluşlarının ardından çalışmalarını ilerleterek, laboratuvarda “yapay canlı” üretmeye çalışırken, Collins ise yeni kitabıyla bilim ve din arasında yeni bir tartışma yaratacak gibi gözüküyor.

Eylül’de piyasaya çıkaracağı “Tanrı’nın Dili” adlı kitabıyla ilgili İngiliz The Times gazetesine konuşan 56 yaşındaki Collins, 30 yıl öncesine kadar ateist olduğunu ancak artık Tanrı’ya inandığını söyleyerek, “Tanrı’nın var olduğuna dair rasyonel bir temel var ve bilimsel gelişmeler insanı Tanrı’ya daha da yaklaştırıyor” dedi.

Amerikalı bilim adamı artık mucizelere ve meleklere inandığını belirterek, “Laboratuvarda çalışırken Tanrı’yı hissettim. Kesinlikle bizden daha büyük bir güç var ve ben ona inanıyorum. DNA’nın şifresini çözmek beni Tanrı’ya biraz daha yakınlaştırdı. Hastalıktan kırılan insanlar gördüm. Bilim onlardan umudunu kesmişti. Ama mucizevi olarak hayata döndüklerini gördüm. Bu da Tanrı’nın işidir” diye konuştu.

İnsan genini çözmenin de kendisine Tanrı’nın eserini görme fırsatı verdiğini söyleyen Collins, “Önemli bir buluş yaptığınızda o bilimsel coşku anını yaşarsınız, çünkü onu araştırmış ve keşfetmişsinizdir. Keşfettiğim şey öyle bir şeydi ki, bu bilgiye daha önce hiçbir insan sahip olamamıştı. Fakat Tanrı onu her zaman biliyordu” dedi.

TARİHE GEÇTİLER
İnsan vücudunun genetik kodları olan DNA’nın şifresini çözen iki bilim adamı, bu çalışmalarıyla bilim tarihine geçmişlerdi. DNA’nın dizilimi ve kodlarının çözülmesi dönemin ABD Başkanı Bill Clinton ve İngiltere Başbakanı Tony Blair’in eş zamanlı açıklamalarıyla dünyaya duyurulmuştu.

Gördüğümüze göre Allah'ın varlığı bir kez daha kanıtlanıyor. Zaten bunun birçok kanıtı daha vardı. Ancak ateist olan biliminsanları bunları kendileri deneylerle öğrenmeleri beni mutlu ediyor.

Ölümsüzlük Hayal Değil Diyor Ama...

Ünlü İngiliz bilim adamı Desmond Morris, son makalesinde ölümsüzlüğün bir hayal olmadığını yazdı.

ÇIPLAK Maymun, İnsanat Bahçesi, Sevmek Dokunmaktır ve İnsan-Hayvan Sözleşmesi adlı kitapları dünyada milyonlarca satan ünlü bilim adamı Desmond Morris, İngiliz Daily Mail Gazetesi’nde yayınlanan son makalesinde, "ölümün kaçınılmaz son olmadığı günlerin yakında gelebileceğini" iddia etti. 80 yaşındaki Morris, "Eğer tıp, bağışıklık sistemini mükemmel hale getirebilir ve her türlü virüse karşı bizi koruyabilirse, ölümsüzlük neden gerçek olmasın" diye yazdı. Morris, savını güçlendirmek için 121. yaşgünü partisine katıldığı dünyanın en uzun yaşayan kadınlarından biri olan Fransız Jeanne Calment ile tanışmasından söz etti. "Calment’in sıktığım eli, Vincent van Gogh’a boya verip parasını almıştı" diyen Morris, şunları yazdı:

"Ne diyet yaptı, ne de fitnes meraklısıydı. Tam tersi, alkol düşkünü, sigara tiryakisi, çikolata ve tatlı tutkunu bir insandı. Doktoru 117 yaşındayken içkiyi ve sigarayı bırakmasını salık vermiş. Calment, uzun yaşamını sakin doğasına borçlu olduğunu düşünüyordu. Doktoru, Calment’in yaşamı boyunca hiç hastalanmadığını söyledi. Demek ki Calment’in harika bir bağışıklık sistemi var. İşte uzun yaşamın sırrı."

Morris, "Her birimiz, ölümsüz genlerimizin deposu durumundayız. Genlerimiz çocuklarımıza geçer ve biz ölürüz. Ama eğer bağışıklık sistemimiz mükemmel hale getirilebilirse, uzun yaşamak ve hatta ölümsüzlük hayal olmaktan çıkar. Belki şimdi değil ama yakın gelecekte bu gerçekleşebilir" diye yazdı.

Böyle ölümsüzlüğü hedefleyen ancak boş şeylere inanan adamlar bize birşeyi anlatmamıza neden oluyor. Allah insana ömür biçmiştir. O ne zaman isterse o zaman insan ölür. Bu adam ölümsüzlük veya uzun ömürden bahsediyor. Uzun ömürden bahsettikleri doğrudur. Çünkü bilimadamları insanların yaşam kalitesini yükseltmek için elinden geleni yapıyor. Şuan da bir insan bedeninin ortalama olarak en uzun süre var olma süresi 120 yıldır. İstisnalar vardır tabi ki de örmeğin; 120-130-140 yaşalarına kadar yaşayanlar vardır. İnsanoğlu kendisinin ömrünü uzatabilir. Mesela 120 yıl olan kapasiteyi 300-500-1000 bile yapabilir. Tabi büyük buluşlar yapmaları gerekiyor.

Ne yazık ki bir insan çok uzun yıllar yaşasa bile ölümsüz olamaz. Çünkü bir gün Allah'ta onun canını alacaktır. İnsanın, hayvanların, yıldızların doğası şudur; doğar, büyür, ölür. Yani yıldızlar bile ölür. Bir de kim cenneti reddedip ölümsüz olmayı ister ki? Zaten bunlar ne Allah'a ne de cennet ve cehenneme inanıyor. Ancak yine bunlara yanıtları yine bilim veriyor. Günümüzde birçok bilim adamı daha önceden reddettiği Allah'ın varlığını kanıtlıyor.

Bu Gözlükle Yemek Yenir Mi?

Bilimadamları diyet yaptıran güneş gözlüğü icat etti.

Japonya’nın Yumetai şirketi diet güneş güzlüğü icat etti. Gözlüğün koyu mavi lensleri var ve yediğiniz gıdayı iğrenç gösteriyor.

Diet gözlüğünü icat eden Yumetai şirketine göre mavi renk beyindeki iştah merkezini durduruyor. Koyu mavi lensler ayrıca yemek yeme isteğini destekleyen kırmızı ışınları da engelliyor.

Japon bilimadamları böyle ufak tefek sorunlar da olsa ilginç çözümler bulmayı seviyor. Biz de onları örnek alıp, zor çalışma stillerini uygulasak onları geçeriz. Bizim de onlara göre üstün olduğumuz yönlerimiz var. Ancak biz tembel bir millet olduk çıktık. Atatürk'ün dediği "Türk Milleti Çalışkandır." sözü geçerliliğini yitiriyor. Japonlar gibi çalışkan olsak Atatürk'ün sözü doğru olurdu. Ama artık malesef!

Hidrojenle Çalışan Uçak

Dünya'nın ilk insanlı hidrojenle çalışan uçağı İspanya semalarında başarıyla denendi.
Havacılık devi Boeing tarafından geliştirilen küçük, pervaneli ve hidrojenle çalışan, atık olarak sadece ısı ile su üreten uçak, Madrid'in güneyindeki bir havaalanından yaptığı 3 uçuşu başarıyla tamamladı.

Küresel ısınmaya karşı doğaya yararlı uçaklar yapılmaya başlandı ancak bunların otomobilleri de yapılmış olmasına rağmen hala doğaya zararlı otomobilleri kullananlar bu uçakları da kullanmazlar.

Oysa uçaklarla otomobilleri doğaya zararlı yakıtlardan kurtarsak ne iyi olur. Yani en azında Dünya'ya verdiğimiz zararı keseriz. Sonra tabi sera etkisi yapan gazlarıda unutmamalıyız. Onları da kesince doğaya verdiğmiz bütün zararımızı yok ederiz. Ancak bu yetersiz çünkü artık Dünya'nın iklimi bozuldu. Bunu sadece verdiğimiz zararı keserek "İş bitti Dünya'yı kurtardık." diyemeyiz. Açtığımız yarayı tamir etmeliyiz. Bunu da dünyadaki zenginlerin paralarının % 1'ine kıymaları bile yeterli olacaktır. Ama o cimriler yapmıyor.

Dreamweaver Dersleri

Çalışma Alanı Seçimi

Dreamweaver MX programının kurulumu sırasında dosya yükleme işlemleri bittikten sonra Workspace Setup isimli bir pencere açılır.

Bu pencere yardımıyla biz Dreamweaver MX'in çalısma alanını değiştirebiliriz. Daha doğrusu Dreamweaver 4 ve Dreamweaver 3 programlarındakinden daha farklı bir çalısma alanı seçebiliriz.

İlk kurulum sırasında bu pencere açıldığında "Dreamweaver MX Workspace" seçilidir.

Dreamweaver MX'i kurduktan sonra bu pencereye Edit>>Preferences menüsüyle ulaşılan Preferences penceresinin General kategorisindeki Change Workspace... düğmesi ile ulaşabiliriz.

Açılan bu pencerede 3 farklı görünüm seçebiliriz. Bunlardan ilki Dreamweaver MX'le gelen geçerli görünüm. Bir diğeri bu geçerli görünüm seçiliyken "Homesite/Coder-Style" seçeneği işaretlendiğinde seçilen daha çok kod yazmak için uygun olan görünüm bir diğeri ise "Dreamweaver 4 Workspace" seçeneği seçildiğinde elde edilecek Dreamweaver 4'ten aşina olduğumuz görünümdür.

Bu 3 farklı görünümün hangisini seçeceğiniz sizin hangisiyle daha kolay çalısacağınız ve Dreamweaver'i kod yazmak için mi yoksa daha çok görsel olarak site tasarlamak için mi kullanacağınız belirler.

Asağıdaki bağlara tıklayarak 3 farklı çalışma alanını inceleyebilirsiniz.

Dreamweaver MX Workspace
HomeSite/Coder-Style

Dreamweaver 4 Workspace

Not: Seçtiğiniz çalışma alani seçiminizi yaptığınız anda değil, Dreamweaver MX programını kapatıp tekrar baslattığınızda etkin olacaktır.

Site Tanımlamak 1

Dreamweaver MX'te çalışmaya başlamadan önce, yapacağımız çalısmaların derli toplu olması için bir site tanımlamasi yapmakta fayda vardır. Dreamweaver MX gerek sayfalarımızı kaydederken gerekse sayfalarda kullandığımız resim, stil veya animasyonlar için bize kaydetmek istediğimiz dosyaların ait olduğu siteyi soracaktır. Bir site için dosyalar tasarlıyor olmasak da tanımlanmış bir sitemizin olması işimize yarayacaktır.

Site tanımlamak için Site>>New Site... menüsünü kullanırız. Bu menü ile içerisinde Basic ve Adavanced sekmeleri bulunan Site Definition for Unnamed Site 1 penceresine ulaşırız.

Bu dersimizde biz Basic sekmesini tıklayarak bu sekmeyi kullanarak site tanımlamayı öğreneceğiz.

Basic sekmesinde ilk olarak "What would you like to name your site?" sorusunun altindaki metin alanına sitemizin ismini yazmamiz gerekir. Ben DWTurk yazıyorum. Next dediğimizde karşımıza ColdFusion, JSP, PHP veya ASP gibi bir server teknoloji kullanıp kullanmayacağımıza dair bir seçim yapmamızı gerektiren aşağıdaki ekran gelir.

Server tipi seçimi

Biz su an için html uzantılı sayfalar tasarlayacağımız için ilk seçenek olan "No, I do not want to use a server technology" seçiyoruz.

Tekrar next dediğimizde sitenin yapım aşamasında dosyalarla nasıl çalışacağımızı seçmemiz istenir. Burada aşağıda görülen 3 seçenek vardır.

Çalisma Süreci

Biz dosyalarımızı tasarladıktan sonra web alanına yükleyeceğimiz için ilk seçeneği seçiyoruz.
İkinci seçenek olan "Edit directly on server using local network" dosyalara yerel bir ağ üzerindeki bir makineden ulaşarak işlem yapmak için, üçüncü seçenek ise site dosyalarına FTP ya da RDS kullanarak ulaşmak içindir.
Bu ekranda "Where on your computer do you want to store your files?" sorusu altındaki metin alanında site dosyalarımızı saklayacağımız bir klasör belirtmemiz istenir. Bunun için düğmesine tıklarız ve açılan pencerede site dosyalarımızı saklayacağımız dizini seçeriz.

Next diyerek ulaştığımız bir sonraki aşamada sitemizi barındıracağımız sunucuya erişim yöntemimizi seçmemiz istenmektedir. Biz şimdilik dosyalarımızla bilgisayarımızda islem yapacağımız için ilk seçenek olan "None"i seçeriz.

Son aşamada ise karşımıza yaptığımız seçimlerin yer aldığı "Summary" kısmı gelir.

Done tuşuna tıkladığımızda sitemizi oluşturmuş oluruz ve Site penceresi açılır.

Not: Site penceresi Dreamweaver MX Workspace görünümünde pencerenin sağında yer alan Files panelinin içerisindeki Site sekmesinde açılır. Bu sekmeyi panelden dışarıya sürüklediğinizde yukarıdaki resimde görülen pencere haline dönüşür.


Site Tanımlamak 2

Daha önceki derste Site Tanımlama sihirbazı ile bir site tanımlamıştık. Bu defa Advanced sekmesini kullanarak bir site tanımlayacağız. Fakat sitemiz yine bilgisayarımızda çalışan lokal bir site olacak.

Site>>New Site.. menüsü ile Site Definition pencersine ulaşıp Advanced sekmesini tıklarız. Karşımıza ilk kategori olan Local Info kategorisinin içeriği gelir. Sırayla buradaki alanları tanıyalım ve Cizik Roman sitesini oluşturmak için kullanalım.

LocalInfo kategoris özellikleri

Site Name: Buraya sitemizin adını yazarız. Bu ad Site panelinde görüntülenecek addır.

Local Root Folder: Sitemize ait dosyalarımızı saklayacağımız ve sitemizin Root Folder(Kök Dizin)'ı olacak dizini seçtiğimiz yerdir. Bu dizin bilgisayarımızda yer alan bir dizin olacağından yolunu doğrudan yazabileceğimiz gibi Folder(Dizin) ( Folder İkonu ) simgesini tıkladığımızda açılacak olan Choose Local Root Folder for Site pencersinden bir dizin seçebiliriz.
Örneğin aşağıdaki resimde görüldüğü gibi CizikRoman dizini benim kök dizinimdir.

Choose Local Root folder for Site CizikRoman penceresi

"Refresh Local File List" seçeneği işaretliyken kök dizinimize eklediğimiz ya da kök dizinden çıkarttığımız her dosya/dizin Dreamweaver tarafından kaydedilir ve Site panelinde eklediğimiz her dosyayı/dizini eklediğimiz an görebiliriz.
Sitemizdeki dosyaları daha kolay takip edebilmemiz de bu seçeneğin işaretli olmasının faydası vardır ;)

Default Images Folder metin kutusuna sitemizdeki resimleri sakladığımız dizinin adresini yazarız. Metin kutusunu yanındaki Folder simgesini tıkladığımız da açılan Choose Local Image Folder for Site penceresinden de klasörümüzü seçebiliriz.

Bu klasörü belirtmenizde şöyle bir yarar vardır. Örneğin sayfanıza kök dizin dışında bir dizinden resim eklediğimizde ve sayfamızı kaydetmek istediğimizde eklediğiniz resmin kök dizin dışarında olduğu ve kök dizin içerisine kaydetmek isteyip istemediğimiz soran bir mesaj kutusu çıkar ve eğer biz resimlerimiz için bir dizin tanımlamışsak, resmin bir kopyası belirlediğimiz dizin içerisine kopyalanır. :)

HTTP Address metin kutusuna sitemizin web adresini yazarız. Ben http://www.cizikroman.net yazıyorum.

Cache etiketi yanındaki "Enable Cache" seçeneği sitemiz için bir Cache(Önbellek) oluşturmamızı sağlar. Bu seçeneğin seçili olması çok önemlidir. Bu seçenek sayesinde Dreamweaver MX sizin için bütün bağlara ait bir index oluşturur. Herhangi bir bağı değiştirdiğimizde, bir dosya adını değiştirdiğimizde sitedeki bu bağı ya da dosyayı kullanan dosyalrımızda otomatik olarak güncellemeler yapar.

Örneğin A.htm doyasından B.htm dosyasına bir bağ tanımlamışsak, B.htm doyasınn adını C.htm yaptığımızda bize "Siz a.htm'den B.htm dosyasına bağ tanımlamıştınız, bu bağı C.htm'e dönüştürmek ister misiniz?" diye sorar.

Yine A.htm ve B.htm sayfalarına yerleştiriğimiz Kaplum.gif resminin adını kaplumbik.gif olarak değiştirdiğimizde bize "Kaplum.gif dosyasını yerleştiriğiniz A.htm ve B.htm dosyalarının Kaplum.gif yerine Kaplumbik.gif resmini kullanmasını istermisiniz?" diye sorar.

Bütün bu işlemler sonrasında Tamam dediğimizde eğer "Enable Cache" seçeneğini işaretlemişsek karşımıza aşağıdaki mesaj kutusu çıkar.

Bütün bu işlemler sonrasında Tamam(OK) diyerek sitemizi tanımlamış oluruz.

13 Yaşındaki Dahi Dünya'nın Sonu Yakın Diyor

Dünya'nın 28 yıl 9 günü kaldı.
Apophis adlı göktaşının Dünya'ya çarpacağı tarih hesaplandı.

Almanya'da 13 yaşındaki fizik dahisi, Apophis adlı göktaşının dünyaya çarpacağı tarihi hesapladı. Spahn Üniversitesi Astroloji bölümüne kabul edilen 13 yaşındaki Nico Marquardt "Hesaplarıma dayanarak 13 Nisan 2036'da dev göktaşının dünyaya çarpacağını düşünüyorum" diye konuştu. Genç dahi "Hiroşima'ya atılan atom bombasının tam 98000 katı enerji ortaya çıkacak ve dev bir tsunami oluşacak" diye de ekledi.

Bilim adamları dünyaya çarpma olasılığı bulunan Apophis adlı göktaşının dünyaya çarpma olasılığını 1000'de 2 olarak görüyor. NASA saatte 48 bin kilometre hızla ilerleyen 300 metre çapındaki göktaşının gerçek yörüngesini belirlemek için 137 milyon dolarlık projeye başladı. Önümüzdeki yıllarda fırlatılacak bir uzay aracı, göktaşını 300 gün boyunca izleyecek ve yörünge haritası çıkaracak. Eğer dünyaya çarpacağı kesinleşirse 2017 yılında göktaşı havada imha edilecek.

Böyle zekası üst düzeyde olan insanlar kendisini daha bu yaşta hatta daha erkenden belli ediyor. Çocuğun dediği doğru olabilir yada olamayabilir ama ufakta olsa bir olasılık var. Bu da önemli bir durum o göktaşını durduramayabilirler de o zaman yani çocuğa göre 28 yıl 9 gün sonra dünya tehlike altında olacak ve büyük bir ihtimallede son gelmiş olacak ama teknoloji hergün ilerliyor.

Mamutlar'ın Yok Oluş Nedenleri Ortaya Çıktı

Mamut soyunun yaklaşık 10 bin yıl önce sona ermesinin nedeni araştırmalar sonucu ortaya çıktı.

Mamut soyunun yaklaşık 10 bin yıl önce sona ermesinin nedeninin iklim değişikliği ve avlanma olduğu ileri sürüldü.

Madrid’deki Ulusal Doğa Bilimleri Müzesi’nden biyolog David Nogues Bravo başkanlığındaki bir grup İspanyol, İngiliz ve Amerikalı bilim adamının Avrupa ve Asya’da yaşayan mamutlarla ilgili yaptığı araştırmada, iklim koşulları incelendi.

Mamutların soylarının tükenmesindeki temel neden küresel ısınmadan kaynaklanan iklim değişikliği oldu. Soyun tükenmesinde insanların, mamutları avlamasının da ayrıca etkili olduğunu düşünülüyor. Bilim adamları, günümüzdeki küresel ısınmaya karşı önlemlerin ciddiye alınması çağrısında bulunuyor.

Günümüzde de aynı sorunla karşı karşıyayız. Yine küresel ısınma yine avlanma fakat bu sefer bir fark var 2'side insanlar yüzünden oluyor. Mamut olayında insanlar avlandı doğa da tamamen yok etti. Şimdi ise küresel ısınmayı insanoğlu yapıyor. Avlanma ise Kanada'da zaten var. O hain, gözü dönmüş, cani Kanadalılar o sempatik fokları zevk için avlıyorlar. Bazı çevreci insanlar onlara engel olmaya çalışsa da o sefer olanlara saldırp savuşturmaya çalışıyorlar. Bunlara daha fazla insan müdahale etmeli yoksa onların sonuda mamutlar gibi olacak. Kurtarın onları lütfen.

Ey Gezegen Avcıları Haydi Gezegen Aramaya

TÜBİTAK'ın dergisi "Bilim ve Teknik", gökbilimcilere, adını Türkiye'nin koyacağı bir gezegeni bulmaya davet etti.

Bilim ve Teknik Dergisi'nin Nisan sayısında "Haydi Teleskop Başına" başlığıyla verilen haberde, TÜBİTAK'ın amatör gökbilimcileri iddialı bir sınava çağırdığı belirtilirken bu sınavın "Ülkemizin adını göklere yazdırmak" olduğu ifade edildi.

GEZEGENE İSİM DE KOYACAK

TÜBİTAK'ın gezegen keşfeden takıma 100 Bin YTL para ödülünü vereceğinin bildirildiği haberde, ileride miktarın yükseltilebileceği ya da süpernova, nova, küçük gezegen, kuyrukluyıldız keşiflerini de kapsayacak şekilde genişletilebileceği ifade edildi. Haberde şunlar kaydedildi:

“Asıl ödül, gökte bir gezegene ulusumuzun adını taşıyacak bir gezegen bulmanın, 70 milyonla eşit olarak paylaşacağımız onuru. Biliyoruz; bir gezegene ad koymak, uluslararası bazı kurallara, kayıtlara bağlı. Ama olsun, biz onu ulusça sahipleneceğiz."

Evet beklediğim atak geldi sonunda Türk halkı da artık gezegen peşinde koşacak. Özellikle benim gibi uzaya meraklı genç ve yaşlılar gezegen, kuyrukluyıldız, yıldız, galaksi, karadelik gibi uzay cisimlerini bulacağız inşallah.

Ne yazık ki önümüzde 2 büyük engel var. Birincisi uzayı gözetleyecek yeterli donanıma sahip olmamamız. Ancak bu sorun bazı bazı araştırma ve sanayi kuruluşlarınca halledilebilir. İkincisi ise benim gibi alt katlarda oturanların gökyüzünü göremiyor olmaları aslında en üst katta oturanlar olsa bile yıldızları yeterli bir biçimde göremez çünkü şehrin ışıkları buna engel oluyor. Bu sorunları aşabilirsek uzayda 1 numara olabiliriz. Haydi Türk avcılar işbaşına iyi şanslar.

Dikkat Haziran'da Dünyanın Sonu Gelebilir

"Bilim adamları büyük bir kara delik yaratarak dünyayı içine mi alacak ?
İsviçre'de Cern Araştırma Merkezi tarafından 14 yılda geliştirilen ve 8 milyar dolara mâl olan dev makine bu yaz çalışacak. Bilim adamları da küçük bir "big bang" yaratacak makineyi takip ederek dünyanın nasıl oluştuğunu anlamaya çalışacak.

Şimdi iki bilim adamı makinenin beklenenden büyük bir kara delik yaratarak dünyayı içine alacağı iddiasıyla çalışmanın durdurulması için dava açtı.

Walter Wagner ve Luis Sancho isimli uzmanların Amerikan mahkemesinde açtığı dava yasalolarak Cern'i bağlamıyor. Ama ikili ABD Enerji Bakanlığı'nın desteği kesmesinin bile yeterli olacağını söylüyor. Cern yetkilileri "Doğa'da ve ayda bizim yaptığımız deneyin kat be kat güçlüsü enerji patlamaları her gün oluyor. Dev kara delik teorisi saçmalık" dedi.

CERN nedir?
CERN, Nükleer Araştırmalar için Avrupa Konseyi anlamına gelen Fransızca "Conseil Européen pour la Recherche Nucléaire" sözcüklerinin kısaltmasıdır. Bu kurum, İsviçre ve Fransa sınırında yer alan dünyanın en büyük parçacık fiziği laboratuvarıdır. 1954 yılında 12 ülkenin katılımıyla kurulmuş olan CERN'in günümüzde 20 asil üyesine ilaveten Türkiye'nin de aralarında bulunduğu 8 "gözlemci" üyesi vardır."

Bu haber beni çok heyecanlandırdı ve endişelendirdi. Bundan yaklaşık 3 ay önce Ruslar'ın İsviçre'de zamanda yolculuk yapacaklarını duyunca çok heyecanlanmıştım. Çünkü çok büyük bir şey olacaktı. İnsan kendi geçmişini öğrenecek belki de gelecekten teknoloji yardımı alacaktı. O zaman da risklerin olduğunu duymuştum. Ancak zaman geldikçe riskler arttı. Bir yandan bu olayı sabırsızlıkla beklerken bir yandan da riski beni ürpertiyor. Ancak Dünya'ya birşey olmadan bunun sonucunu görürsek belkide bilmediğimiz birçok şeyi öğreneceğiz. Zamanda yolculuk ise bunun ekstrası yani olabilirde olmayabilirde inşallah olursa bize bir zararı olmaz ve belkide gelecekle birleşebiliriz. yani geleceği erkenden getirebilir. Birçok konuda önlemelrimizi erkenden alabiliriz.

Eleştiri

Okulda Dil Anlatim Öğretmenimiz bizden bir eleştiri yazmamızı istedi, bende daha önceden bağzı aksıklıklara karşı bişiler yazmak istiyordum.(Açıkcası tamda yeriydi)

Eleştiri

En son İEET'ye bindiğimde hastaneye gitmiştim, giderken gayet rahat ve refah içinde hastanenin önünde inmesdemde yakınlarında indim!. Hastanede işim bitti ve eve dönmek üzere toplu taşıma durağına gittim ve vardım. Durağa geldiğimde saatimin kronometresini çalıştırdım ve tam 40 dk. sonra bir araç geldi oda ağzına kadar doluydu.

İstanbulun toplam nüfusünu 70,000,000(70 milyon) küsür, bu ülkede, nüfus bu kadar yoğunken, toplu taşıma araçları doluyken, ekmek kuyrukları doluyken vesaire!.

Başbakanımızın, her ailenin toplam çocuk sayısı 3'den fazla olmasi gerektigini sölemekte, önce çara bulunmalı kuyruklara, doluluklara, daha sonrada öneriler sunulmalı her türk vatandaşına!..